1. KÜLTÜRLERARASI İŞ İLETİŞİMİNİN TEMELLERİ

Kültürlerarası iş iletişiminin temellerini belirleyebilmenin ilk adımı, kültürün ne olduğunu anlamış olmamızı gerektirir. En genel anlamda kültür, bir ülkede yaşayan insanların ortak paylaşımlarıdır. Ancak aynı ülkede de olsa insanlar kendilerine has dil ve alışkanlıkları olan farklı etnik, dini ve arkadaş gruplarının içinde yer alır. Kültürün yüzlerce tanımı yapılsa da kavramı tespit etmek, sınırlarını çizmek mümkün değildir. Ancak kültürü davranışlardaki belirli normlar, beklentiler, değerler, tutumlar, inançlar ve semboller sistemi olarak tanımlamak yararlı olacaktır. Böylece bir kültürün tüm üyelerinin aynı değerlere, düşünceleri paylaştıkları, aynı davranışlarda bulundukları varsayımı ortaya çıkacaktır.

Kültür tanımı içinde yer alan kültürel grupları altkültür olarak tanımlayabiliriz. Kültürler ve altkültürlerin, kültürlerarası iletişime etkileri çeşitli şekillerdedir.

Kültürlerdeki koşullar istikrarlı olabileceği gibi hızlı ya da yavaş değişimlerle karşı karşıya kalabilir. Kültürler arasında bilgiye erişim çeşitlidir. Örneğin Kuzey Amerika gibi bazı kültürlerde bilgi açık kod ve kelimeleri içerirken, Japonya gibi devletlerde vücut diline ve bunun gibi fiziksel hareketlere dayanan gizli bir bilgi ve kültür sunumu mevcuttur. Bazı kültürler içlerinde ayrılmış ve sınıflandırılmış bir altkültür yapısına sahipken, bazıları homojen bir yapıya sahiptir. Ayrıca bazı kültürlerin yabancı yatırımcılara karşı tutumları düşmanca ya da soğuk olabilirken, bazılarının ki ise dostça ve işbirlikçi bir yapıya sahiptir.


1.1 KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM YETENEKLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ


Yabancı ülkelerin kültürlerini öğrenme gereği doğduğunda ya da böyle bir arzu hissedildiğinde karşımıza iki temel yaklaşım çıkmaktadır. Bunlardan ilki mümkün olduğunca dil, kültürel geçmiş ve tarih, sosyal kuralları içeren ortak payda da buluşmayı umduğumuz beklentiler; diğeri ise herhangi bir yabancı kültüre adaptasyonu sağlayacak iletişim yeteneklerinin geliştirilmesidir.   

Bu bağlamda ilk yaklaşım belirli bir kültüre derinlemesine inilmesini içeren açık çalışmalardır. Yalnız burada iki dezavantaj vardır. Bunlardan ilki yabancı kültürü hiçbir zaman tam anlamıyla anlayamayacak oluşumuzdur. Almanya örneğini alacak olursak, Alman kültürünü yaşamamış ve paylaşmamış olan bizler asla bir Alman gibi düşünemeyecek oluşumuzdur. Diğer dezavantajda kavramı genelleştirmekten kaynaklanır. Kültürleri Alman, Amerikan gibi sınıflandırmaya yol açacaktır. Bireysel farklılıklar ya da sadece kendilerine has kişisel özellikler göz ardı edilecektir. Genelleştirmenin ardındaki kişisellik asla göz ardı edilmemelidir. 

İkinci yaklaşım ise, eğer yabancı bir kültürle iletişim kurulacaksa, kültürler ve altkültürlerin göz önüne alınması gerekmektedir. Öncelikle iletişim sorumluluğu yükünü biz üzerimize almalıyız. Bu konu üzerinde yoğunlaşmak diğer kültüre mensup bireyleri işi değildir. Onların farklılığını kabul etmek ve yargıda bulunmadan dinlemek gereklidir. İletişimde kullandıkları göz kontağı, el kol hareketleri gibi farklılık gösteren eylemleri öğrenmek ve bunlara saygı göstermek gereklidir. Karşımızda farklı kültürlerden olan bireyleri, onların gözüyle değerlendirmek yani empati yapmak gereklidir. Farklı anlamlar taşıyan söz ya da hareketlere karşı hoşgörülü olunmalıdır. Giyim, görünüş ya da çevresel faktörlere yadırgasak bile uyum göstermeli yani yüzeysel olunmalı derinlemesine inmeyen bir bakış açısı oluşturmalıyız.

Eğer bir görevi başarmak istiyorsak sabırlı ve inatçı olmalıyız. Ayrıca farklı kültürdeki bireylerin kendi kültürlerine uymayan hareketleri yargılamaması gerekir. Değişen koşullara, davranışlara, tutumlara ve alışkanlıklara hazırlıklı olmalıyız. Yabancı biriyle ortak bir görüşü paylaştığımız hissini karşı tarafa belli etmeliyiz. Gerek sözlü gerekse el kol hareketlerini gerektiren mesajlarımız anlaşılır olmalıdır. 

Diğer kültürleri daha iyi anlamak için çeşitli kültürlerin alışkanlık ve uygulamalarını paylaşarak, yanlış iletişim kurmaya ya da anlaşılmaya neden olabilecek hareketlere karşı hazırlıklı olabiliriz. Kişisel anlaşmaya ve uyuma önem vermeli, basmakalıp ve genelleşmiş bir yapıdan kaçınmalıyız.   

1.2 KÜLTÜRLERARASI İŞ İLETİŞİMİNİN ZORLUKLARI 


Özellikle çokuluslu işletmelerde farklı kültürel özelliklerden dolayı bazı iletişim bozukluklarını meydana gelebilir. Bunların sebeplerini özetleyecek olursak: 

Kullanılan anadilin yapısına bağlı olarak değişiklik gösteren düşünce tarzları,
Farklı çalışma zihniyeti ve farklı yaşama alışkanlıkları,
Yönetici davranışlarına hakkında farklı anlayışlar,
Teknik özellikler ve ya kişisel çabadan bağımsız olarak yönetici posizyonlarının milliyete göre dağılımıdır.
 
Şimdi kültürlerarası iletişimi zorlaştıran faktörleri daha detaylı olarak inceleyelim.   
1.2.1 DİL   


Çeşitli kelimelerin farklı ülkelerde farklı anlama geldiği görünmektedir. Bu bağlamda vereceğimiz iki örnekle konumuzu zenginleştirmek istiyoruz. 

Bir Amerikalı iş adamının, İngiltere’ ye gittiğinde bu tarz engellerle karşılaşması mümkündür. Amerikalı iş adamı, İngiltere’de benzin istasyonuna girip yakıt almak istediğinde Amerikan İngilizcesinde yakıt anlamına gelen “petrol” isteyecek, bu durumda İngilizler için işlenmemiş yakıt “gas” anlamına gelen petrol gülünç bir durum yaratacaktır. Yine aynı benzin istasyonundaki bir tamirci kaputun altına bakayım mı anlamında “shall I look under the bonnet? ” diye sorduğunda “bonnet” kelimesi Amerikan İngilizcesinde bone anlamına geldiği için Amerikalı şaşıracaktır. 

Bu yüzden çokuluslu bir şirket, başka bir çokuluslu şirketle iş ilişkisine girdiğinde sadece yüzeysel dil öğrenimlerinden ziyade iş yapacağı konu ile ilgili ayrıntılı teknik terimleri de bilmek mecburiyetindedir.   

Bu manada pratik bir yol olarak hukuksal ve politik vs. sözcükleri içeren çevirmenlerin kullanıldığı da görülmektedir.   

Yine bu bağlamda birçok çokuluslu şirkette özellikle yurtdışı seyahati öncesi, yoğun, genelde de yabancı ülke örf ve adetlerini öğretmeyi amaçlayan eğitim programları verilmektedir. Şirket bu programları bünyesinde çalışan yabancı menşeiili işgörenleri için de uygulamaktadır. Bu manada Tennecco adlı bir şirket İspanyolca ana dili olan işgörenlerine New Jersey’ deki fabrikasında İngilizce dil eğitimi vermektedir. Çünkü dil engelleri en çok yazılı ve sözlü iletişimde karşımıza çıkmaktadır. 
 
1.2.1.1 YAZILI İLETİŞİM ENGELLERİ 

Çokuluslu şirketlerin yazılı iletişimde genellikle İngiliz İngilizcesi kullandıkları görülür. Bunu sırasıyla Almanca, Fransızca ve İspanyolca yazılan metinler izler.

Kuzey Amerikalı firmaların genellikle Amerikan İngilizcesi kullandıkları ve İngiliz İngilizcesi ile arasında kullanılan dil bakımından yorum farklı olduğu görülür. 

Daha önemli sorun çokuluslu şirketlerin ürettikleri ürünlerin prospektüsünü yanlış yazdıkları, garanti sözleşmelerini kendi hukuk kuralları çerçevesinde hazırladıkları görülmektedir. Üretilen bir ürünün marka adının sırf yabancı ülkede yanlış bir mana taşınmaması adına değiştirildiği görülmektedir. Buna yakın örnek olarak Ülker firmasını verebiliriz. Arabistan’ da geniş bir pazara sahip olan Ülker firmasının kendine ait “Albeni” çikolatalarını Arabistan gibi bir pazarda aynı isimle kullanmanın yaratacağı etki firma adına olumsuz sonuçlar doğurur.   

1.2.1.2 SÖZLÜ İLETİŞİM ENGELLERİ 

Sözel iletişim engelleri yazılı engellere göre daha yaygındır. Eğer kişisel bir tecrübe yoksa ya da yatırım yapılacak ülkenin dili bilinmiyorsa yazılı iletişimden daha kolay olan sözlü iletişim sekteye uğrayacaktır.   

Kimi şive farklılıkları ya da ses tonları ülkeler arasında değişmektedir. Kendilerine has bir ses tonu olan Rusların doğal tonda İngilizce konuşmaları sıkkın, kaba bir anlam içerebilir. Orta Asya ülkeleri batıya nazaran daha sert ve hızlı bir konuşma tonuna sahipken, daha yumuşak bir dile sahip olan Fransızlarla iletişim zor olacaktır.   
1.2.2 KÜLTÜREL FARKLILIKLAR
1.2.2.1 DİN VE DEĞERLER 
Genellikle göz ardı edilen değerler çokuluslaşma düzeyindeki bir şirket için önemle üzerinde durulması gereken konulardan biridir. Çoğu Kuzey Amerikalı iş adamları üretilen malın niteliğinden çok adaletli bir fiyatlandırma tekniğine dayandırılmasına gerektiğini irdelerler. Yine Kuzey Amerikalı çokuluslu şirketler rekabetin iyi üretimi getireceği inancında iken, Japon iş adamlarına göre rekabet uyumsuzluk yaratacaktır. Aynı uyumsuzluk Rus şirketlerinde de görülmektedir. Amerikan şirketlerinde elde edilen başarılar kişisel olarak nitelendirilip değerlendirilirken, İngiltere ve Fransa’ da bu başarı üretimin tüm hattındaki personele mal edilmektedir. Yine Amerika’ daki bir problemin çözümü, bireylerin tek tek çabaları ile elde edilirken, Japonya’ da grup çalışmaları bu konuda etkili olarak görülür.

 

Çinli bir işadamı dostunuzla gerçekleştirdiğiniz başarılı bir ihracat anlaşması sonucu bir saat hediye etmeye kalmanız soğuk duş etkisi yaratacaktır; çünkü Çin’de saat uğursuzluğun sembolüdür. 

Dini yapı ve inançlar çokuluslu şirketler tarafından göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. Bu özellikle yiyecek konusunda açığa çıkmaktadır. Hindular biftek, müslümanlar ise domuz etini asla yemezler. Aynı şekilde ülkelerin dini günleri ve özel günleri göz ardı edilmemelidir.   

Buna benzer şekilde Avrupalılar soyadlarını kullanırken, Asyalılar adlarını kullanırlar. Kuzey Amerikalı ve Avrupalılar soldan sağa okuyup yazarken, Araplarınki bunun tam tersidir. Japonlar ise soldan sağa ya da yukarıdan aşağıya okur ve yazarlar.

Gidilen ülkelerin değer yargılarını bilmek ve dini inançları doğrultusunda yönlenmek hem iş yapılan ülke bazında “saygı” yaratacak, hem de iş yapan ülkelerin iş yapın koşullarının uyumlaştırılmasına yardımcı olacaktır.   

1.2.2.2 ROL VE STATÜ 

İletişimin kiminle kurulacağı, hangi yolla, nasıl yapılacağı ülkeler arasında farklı rol ve statüleri içeren çeşitlilikler taşır. Örneğin bazı ülkelerde bayanların iş yaşamında paylaşacakları rol ve edinecekleri konum kısıtlı olabilir. Bir arap kültürü ile kurulacak böyle bir iş ilişkisinde, bayanların statüye ve role sahip oldukları inancı ile arap kültürüne sahip işletmenin çalışanları aynı masada bayanların yemek yemesini yadırgayabilir.   

Statü açısından ise, sahip olunan konum ön plana çıkmaktadır. Örneğin Kuzey Amerikan kültüründe patron şirket binasının en üst katında ve köşede pahalı bir dekorasyon ile döşenmiş odaya sahiptir. En başarılı şirketlerin şehrin en prestijli semtinde yeraldıklarıda görülmektedir.   

Fransa’ da en yüksek mevkideki patronun masası geniş ve açık bir alanda ortada yer alırken, daha düşük mevkideki personel, mevki hiyerarşisine göre patronun çevresinde daire şeklinde oturmaktadır. 

1.2.2.3 KARAR VERME ALIŞKANLIKLARI 

Kararların olabildiğince hızlı verilmesi ve verimli şekilde uygulanması gerekmektedir. Kuzey Amerika’ da işletme ile ilgili kararlar yönetim kurulu tarafından şekillendirilir ve temel noktalar belirlenir, sonraki detaylar diğer çalışanlarca irdelenir. Lakin Yunanistan’ da bu uygulama geri tepecektir (backfire). Çalışan personele detayların yüklenimi sonucu ortaya çıkan son taslağın dürüst olmayan, kaçamak bir yapı ile oluşturulmuş olacağı inancı ile en ince ayrıntılar bile yöneticilerce tasarlanmaktadır.   

Latin Amerika’ da karar aşamasının önemli bir nokta olduğu ve olabildiğince sağlam bir nitelik taşıması gerekliliği ile konu masaya yatırılır ve uzun dönemde tartışıldıktan sonra karar verilir. 

Katı bir hiyerarşik yapı gereği Pakistan’ da ise kararların en üst makamca alındığı, Çin ve Japonya gibi ülkelerde ise karar alma sorumluluğunun paylaştırıldığı görülmektedir. 

Biz de karar alma aşamasının bir takım ruhu gerektirdiği düşüncesiyle hem karar alma hem de uygulama sürecinin çalışan personel ile paylaştırılmasında yanayız.   
1.2.2.4. ZAMAN KAVRAMI 

Zaman konusunda farklı görüşler ve tutumlar, farklı kültür anlayışına sahip kişilerce, değişik şekillerde yorumlanabilir.   

Amerika’ da iş, okul ve hükümet gibi örgütlerde zaman süreci içindeki planlar ince ayrıntılarla saat hesabına göre yapılırken, bazı kültürler sezonluk, yıllık olarak oluşturulan planların daha doğru olacağı inancını taşırlar.

Bazen kişisel iş ilişkilerinden ortak kararlara varan şirket bütününü bağlayan kararlar alındığı görülmektedir. Ancak Kuzey Amerikan kültür anlayışı buna zıt düşer. Onlara göre “zaman paradır”. Bu anlayışla tek tek görüşmelerin zaman kaybına yol açacağı, dahası bireysel uyumsallaştırmanın bütünleştirmesinin zor olacağı inancıyla toplu görüşmeleri esas aldıkları görülür. 

Beklemek ya da bekletilmek kavramının ulusların kültürleri arasında çeşitli teamüller gereği farklılaştığı görülür. Kuzey Amerika anlayışında beş dakikalık bir gecikme o ana kadar oluşmuş olan olumlu havayı bir anda değiştirebilecektir. Örneğin Arap ülkelerinde randevuların 3-4 gün önceden alınması yeterliyken, Japonya gibi Uzakdoğu ülkeleri bu tarz iş görüşmelerini kapsamlı olarak algıladıklarından en azından bir iki hafta öncesinden haberdar edilmesi gerekliliğine inanırlar. Eğer Amerikalı bir müşteri 30 dakika bekletilirse, bu ona yapılmış bir hakarettir ve o kişiye değer verilmediğini gösterir. Buna karşılık Latin Amerika’ da 30 dakika bekletilmek doğal karşılanır.

   
1.2.2.5 PERSONEL ARALIĞI KAVRAMI 


Personel aralığı kavramı, iş ilişkisi kurmak isteyen iki farklı kültüre mensup şirket elemanları arasındaki yakınlık derecesini verir. 

Gerek tecrübeler gerekse gözlemlemelere göre; Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa, Asya ve Arap menşeiili çokuluslu şirketlerin Latin Amerika, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkelerine nazaran daha fazla personel aralığı istedikleri görülür. 

Samimiyetin cinsiyet kavramına da dayandırıldığı görülmektedir. Birçok kültürde aynı cins, yaş ve mevkide olanların daha iyi anlaşabileceği düşünülürken, diğerlerinde karışık yaş ve cinsiyet gruplarının ortak paydalarının daha çok olacağı görüşündedirler .Bu bağlamda ilk grubu Latin Amerika ve hararetle Arap kültürleri desteklerken, Kuzey Amerikan kültürü ikinci görüşü desteklemektedir 

1.2.2.6 VÜCUT DİLİ

Sözsüz mesaj yani beden dili, yüz ifadelerini göz temasını, duruşu, jestleri, fiziksel mekân ve zamanı kapsar. Konuşmacının vücut hareketleri dinleyiciye gönderilen ikinci dereceden mesaja katkıda bulunur. Yüz ifadeleri ve göz hareketleri, dinleyenlere konuşmacının onlar ile iletişim kurmak isteyip istemediğini ve mesajı anlayıp anlamamalarına ilgi duyup duymadığını anlatır. 

1.2.2.6.1 GÖZ KONTAĞI 

Bazı kültürler göz kontağının daha uygun olacağını ve saygının belirtisi olarak algılanması gerektiğini söylerler. Kuzey Amerikalı beyazlar gözleri, doğruluğun simgesi olarak görmektedirler. Bunun tam tersi bir anlayışla Kore’de göz kontağı, saygısızlık olarak ve kabalık olarak addedilir. Araplar siyah gözlükle konuşulmasından ya da yan yana yürürken göz kontağı kurulmamasından hoşlanmazlar. Bu, birine karşı kabalık olarak görülür. Araplarda bir bayan ile erkeğin göz kontağına girmesi ise doğru karşılanmaz. 

Latin Amerika kültüründe ise çok uzun olmayan kısa süreli göz kontakları başarının arttırılacağına olan inancın paylaşıldığını gösterir.  1.2.2.6.2 GÜLÜMSEME 

Belli durumlara ve koşullara göre değişen yüz ifadesi, kimi kültürlerde direkt olarak yansıtılmakta iken, kimi kültürlerde ise kapalı bir ifadeye sahiptir. 

Bir Japon örneğini alacak olursak; Japonlar duygularına hâkim bir yapıya sahip olmalarına istinaden, üzüntülerini sevinçlerini saklayabilmekte ve genelde sözlü ifadeleri ile duygularını belli etme yoluna girmektedirler.   


Kuzey Avrupa, Doğu Blok’u ve özellikle Rus kültürü açısından bakıldığında bunların Japon örneği ile aynı paralelliği taşıdığı görülmektedir.   


Akdeniz’ e kıyısı olan ülkeler açısında konuyu ele aldığımızda; sıcak bir tebessümün işbirliği ve samimiyeti ön planda tutan bir anlayışı irdelediği görülür. 


1.2.2.6.3 EL-KOL HAREKETLERİ 


Vücut dili bakımından belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Alışılmış kültür gereği refleksif olarak yapılan davranışların bile farklı yorumlandığı görülmektedir. Jestler, el ve kol ile yapılan vücut hareketleridir. Jestler, insanın istediği zaman giydiği bir elbise değildir. Jestler genellikle konuşmacını kendisini konuya kaptırması ile kendiliğinden ortaya çıkar.   


Bunu bir örnekle açıklayalım; İngiltere’ de bir kafede oturuyorsunuz. Garson size bir şey alıp almayacağınızı soruyor. Siz başınızı sağa sola sallayıp “hayır” demeye çalışırken, garson nerdeyse tüm yemek çeşitlerini kabarık bir fatura ile birlikte önünüze getiriyor. Bu gayet doğaldır, çünkü İngiltere’de sağa sola kafa sallamak “evet” anlamındadır.   


Başparmağımızı yukarı doğru kaldırmak, Amerika ve çoğu Avrupa ülkesinde “çok iyi”, “bravo” gibi anlamlara gelirken, Yunanistan’ da çok kaba bir anlam taşımaktadır. 


1.2.2.6 SOSYAL DAVRANIŞ VE YÖNTEMLER 


Bazı ülkelerde sergilenen davranışlar incelik yapılmış olarak düşünülürken, bazı ülkelerde bu durum kabalık olarak algılanabilir. 


Örneğin Arap ülkelerinde iş ilişkisinde bulunduğunuz işadamının eşine hediye almak kabalık olarak görülürken, çocuklarına alınan hediye kabul edilir bir nitelik taşımaktadır. 


Almanya ya da Türkiye’de iş ilişkisi kurmak istediğiniz bir bayan kırmız gül vermeniz farklı yorumlara neden olabilir. Hindistan’da ise davet edildiğiniz eve gitmeniz ve size verilen yemeği kesinlikle geri çevirmemeniz gerekir. Sizin rahatsızlık vermeyeyim düşünceniz, Hindular tarafından isteksizlik olarak algılanacaktır. 


Görgü kuralları, formel ve informal olmak üzere ikiye ayrılır. Formel kurallar bir toplulukta nasıl davranılması gerektiğini doğru yanlış gibi tablolar halinde verir. İnformal kuralları ise anlamak ve yorumlamak daha zordur. Bu tarz kurallara uyum; taklit ve izleme yoluyla kazanılır. İnformal kurallar farklı kültürlerden olan insanlar arasında personel aralığını belirler. Bu manada samimiyet derecesi kişinin ilk adıyla hitabedilip edilemeyeceğini içerir. Görgü kuralları yazılı bir nitelik taşımadığından uygulanması ve öğrenilmesi daha zordur.

2. DİĞER KÜLTÜRLERDEKİ İNSANLARLA İLETİŞİM İPUÇLARI 


Farklı kültürlerden insanlar, diğer bir kültürün dil ve kültürel engellerini asla tamamıyle öğrenemezler. Farklı kültür ile iş ilişkisi olan insanların kısmen de olsa o kültüre adapte olması gerekir. Biz burada kültürler arası iş iletişimini daha verimli hale getirecek birkaç ipucundan bahsedeceğiz. Bunları birkaç maddede özetlemek gerekirse: 


Farklı ülkelerden gelen yöneticilerin ve teknik personelin bulundukları çalışma grubu içinde davranış türlerinin homojenleştirilmelidir.
Sözlü iletişimin engellenmesini önlemek için net, tanımlanmış terimlerden oluşan bir iş dili oluşturulmalıdır.
Farklı ülkelerden ve farklı kültürlerden gelen çalışanlar arasında uyumu sağlamak için yazılı kaideler ve yazılı olmayan ama işletme kültürü doğrultusunda gruplara bağlı davranış normları geliştirilmelidir.
 

 

2.1 FARKLI BİR KÜLTÜRÜ ÖĞRENMEK 


Farklı bir kültüre mensup ülke ile iş ilişkisine girildikçe öncelikle o kültür üzerinde ileri bir derecede çalışılmalıdır. Bu bağlamda yapılması gerekenleri aşağıda sıralayalım; 


Kültürün dili öğrenilmelidir. Bu öğrenme süreci alt-kültürleri de kapsamalıdır.
Yabancı kültürle ilgili bazı gelenek ve görenekler bilinmelidir.
İş ilişkisi kurulacak kültür ile ilgili kitaplar okunmalı, o kültürü tecrübe etmiş kişilerle konuşulmalıdır.
Yabancı kültürün tarih, din, politika, görgü ve diğer detaylı ortak paylaşımları bilinmeli ve hatta o ülkenin hava koşulları, sağlık-bakım koşulları, para, ulaşım, iletişim imkânları araştırılmalıdır.
Yabancı ülkenin iş yaşamına bakışı, iş uygulamalarındaki protokol ve kuralları, kararları kimin hangi yolla aldığı, başarılı bir anlaşma sonucu karşı tarafa alınabilecek hediyeler, kredi koşulları, vs. bunların çok iyi bilinmesi gereklidir.
 

 

Bu noktada bazı ülkelerin uygulamaları hakkında bilgi vermek istiyoruz: 


İspanya’da en az beş en fazla yedi defa el sıkışılmaktadır.
Araplara asla likör hediye edilmez.
İngiltere’de gömlek cebinde kalem, vs. taşımak münasebetsizlik olarak görülür.
İran gibi Müslüman bir ülkede dini ibadet gereği (namaz) belirli aralıklarla iş toplantısı kesilebilir.
Afrikalılar hızlı konuşma hareketlerden hoşlanmazlar ve bu tarz hareketleri yapanlara şüpheyle bakarlar. Güvenlerini kaybederler.
Hindistan’ da verilen bir yiyecek asla geri çevrilmemelidir. Ve yemek yerken ve ya bir şey ikram ederken sadece sağ el kullanılır, çünkü sol elin kullanılması ahlaki açıdan pek uygun değildir.
Hindistan’ da bir soruya “hayır” diye cevap vermek saygısızlık olarak görülür. Bunun yerine “henüz bakamadım, henüz yapamadım” gibi cümleler kurulmalıdır.
Ayrıca Hindistan’ da unvanlar çok önemlidir. Doktor, Profesör gibi unvanlar sıkça telaffuz edilir.
Fransa’ da bir yemek esnasında iş konuşulabilir, fakat personel sorunları ve para asla konuşulmaz.
Almanya’ da ise kurulacak iş ilişkisinde her şeyden önce şirketin uzun ömürlü olması gerekliliği esastır.
 

 

Bunun dışında genel olarak İslami çevrelerdeki işletmeler için geçerli olan şu hususları da bilmekte yarar vardır: 


Güç tepe yönetimde toplanmıştır.
Çalışanlar organizasyona değil, yöneticilerine bağlıdırlar.
Kişiye yaptığı işten bağımsız olarak, sahip olduğu unvanından ve bulunduğu pozisyondan dolayı saygı duyulur.
Kişisel ilişkiler iş ilişkilerinden önce gelir.
Akrabalara öncelik tanınır.
Kariyer için çaba değil ilişkiler gereklidir.
Yenilikler sadece “yukarıdan” gelir.
Kadınlar organizasyonların idari pozisyonlarında görevlendirilemez.
 

 

Şu sıralar Çin ile batının ticari ilişkileri ve Amerika’nın en önemli ticari müttefiklerinden biri haline gelmektedir. Bütün bu gelişmelere rağmen çoğu Avrupa ve Amerika asıllı çokuluslu firma bu gelişmeleri yetersiz görmekte ve Çin’ de yatırım ve ticari ilişki düşüncesine sıcak bakmamaktadır. Çokuluslu firmaların bu düşüncesi henüz Çin kültürünü anlayamadıklarından kaynaklanmaktadır.   


Çin’ de yapılan işlerin kültürel açıdan etkisini ana noktaları itibariyle belirtmek gerekirse:


Çinlilerin en çok önem verdiği konular güven, kollektivizm ve doğruluktur.
İş toplantıları genellikle espriler ile başlar, çay içilir ve ziyaretçinin ülke içinde yaptığı şeyler, nerede kaldığı ve ailesi gibi konular konuşulur. Aslında ev sahibi gelecek kişi hakkında önbilgi edinmiştir.
Çinliler iş toplantılarında toplantının başladığını ve bittiğini mutlaka sözlü olarak belirtirler.
Çinliler neyin ve kimin en iyi olduğuna karar verdiklerinde bu kararlarına takılıp kalma eğilimi gösterirler. Bu yüzden planlarını gerçekleştirirken yavaş kalabilirler, ama işe başladıklarında oldukça çabuk ilerleme gösterirler.
Görüşmelerde karşılıklı olmak önemlidir. Eğer bir Çinli karşısındakine bir konuda ödün verirse bunun bir şekilde geri dönmesini bekler. Görüşmelerin yavaşlaması batılıların avantajını azaltabilir. Bu taktiğin amacı daha fazla ayrıcalık sahibi olmaktır. Daha sonraki görüşmelerde Çinliler daha da fazla ayrıcalık almayı deneyeceklerdir.
Çinliler müzareke süreçlerinde genellikle aracı kişileri devreye sokarlar. Bu onlara düşüncelerini utanma korkusu olmadan ifade etmelerini sağlar.
 
 

 YAZILI İLETİŞİMİN AYRINTILI OLARAK İRDELENMESİ 


3.1 MEKTUPLAR   


Mektup, kültürler ve anlayışlar farklılık gösterse de ülkeler arasında hemfikir olunabilen ender konularda biridir. 


Bir iş mektubunda bulunması gereken kriterlerin çokuluslu şirketler bakımından önem taşıması itibariyle belli noktaları vermek yararlı olacaktır. 


Mektup kısa ve anlamını tam yansıtır nitelikte olmalıdır.
Tanımı yapılabilecek somut kavramlar kullanılmalıdır. Argo, halk dili ve farklı yorumlu kelimeleri kullanılmasından kaçınılmalıdır.
Paragraflar dokuz-on satırı geçmeyecek şekilde, belirli bir konuya ilişkin olmalıdır.
Bağlaçlardan yararlanılmalı, bu yolla okuyucunun mektubu takibi kolaylaştırılmalıdır.
Atılacak tarih Amerikan formatına göre ( ay, gün, yıl) ya da İngiliz formatına göre (gün, ay, yıl) olmalıdır.
Kurulan personel aralığına istinaden, iletişim imkânlarına istinaden tüm veriler (şirket, ev, cep telefonları, fax, e-mail adresi) verilmelidir.
 

   


3.1.2. KISA MEKTUP (MEMO) VE RAPORLAR   


Kısa mektup ve raporlar şirketin ana merkezi ile şubeleri, şubeler arası ya da sözleşmeli joint ventureleri arasında gerçekleştirilir. 


Kısa mektup ve raporlar özellikle farklı uyruklardan personeli içinde bulunduran çokuluslu şirketler arasında farklı anlaşım ve yorumlara sebep olabilmektedir. 


Eğer memo ya da raporlar şirket dışı bir ilişki dolayısıyla yurtdışına yollanıyorsa formel olmalıdır. Hatta mümkünse bu tip yapılar belli bir kalıba oturtulmalıdır. Bu bağlamda rapor ve memolarda bulunması gereken özellikleri belirtmekte fayda vardır. 


Verilen bilgi okuyucu tarafından anlaşılmalıdır.
Amaçlar sınıflandırılıp, sıralanmalıdır. İş yazıları 3 amaç içerir: bilgi vermek, ikna etmek ve belirli bir konuya ilişkin hareket yaratmak.
Kısa ve özlü olmalıdır. Bu tarz memo ve raporlar bilgiyi açık bir şekilde verebileceği gibi zaman kaybını da önler.
Açık olmalıdır. Kompleks, anlaşılmaz anlamlar taşımamalıdır.
Konu ile ilgili yer, zaman ve neden belirtilmeli, bu bağlamda tamamlanmış olmalıdır.
 

 

SONUÇ 


Son yıllarda dünya düzeyinde gelişen global aktiviteler ve global rekabet çokuluslu şirketlerin iletişim fonksiyonunun rolünü önemli ölçüde artırırken, bu şirketlerin iletişim anlayışlarına yeni global perspektifler kazandırdıkları görülmüştür. Ulusal işletmelere kıyasla uluslararası işletmelerin yönetim kalitesine önem verdikleri ve iletişim etkisini, rekabet gücünü belirleyen önemli faktörlerden biri olarak kabul etmektedirler.

Globalleşme öncesiyle karşılaştırıldığında iletişim kanallarının gittikçe arttığı görülmekte; gerek kitlesel iletişimde gerekse kişilerarası iletişim anlayışlarındaki farklılaşmalarda, yönetsel anlamdaki iletişimi farklı yönelmelere itmiştir. 


Globalleşme sürecinde yeni pazarların açılmasıyla, örneğin Çin, farklı kültürle girilen ilişki sonucunda iletişimin önemi gittikçe artmaktadır.

Yenidünya şartlarında şirketlerin uluslarası pazarlarda girdikleri ticari ilişkilerde, iletişim tüm yönetim ve işletme fonksiyonları için önemli hale gelmiştir.